IAF ÖDÜLLERİ TAKDİM
EDİLDİUluslararası Astronotik Federasyonu'nun (IAF) düzenlediği, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı koordinasyonunda Türkiye Uzay Ajansı'nın (TUA) ve SAHA İstanbul'un ortak ev sahipliğindeki Uluslararası Uzay Kongresi'nin resmi açılışı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın katılımıyla yapıldı. Resmi açılış programında ilk olarak IAF 2026 ödülleri takdim edildi. IAF Dünya Uzay Ödülü, Birleşik Arap Emirlikleri Uzay Ajansı'na
(UAESA), IAF
Uluslararası İşbirliği Ödülü Space Foundation kurucularından Steve Eisenhart'a, IAF Astra Ödülü George Washington Üniversitesi'nden Scott Pace'e verildi. Ödüller IAF Başkanı Gabriella Arrigo tarafından takdim edildi.'UZAY
OLİMPİYATLARI BAŞLADI'IAF
Başkanı Gabriella Arrigo, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın kongreye katılımının, uzayın insanlık açısından öneminin ve Türkiye'nin uluslararası uzay topluluğunda büyüyen rolünün güçlü bir göstergesi olduğunu söyledi. Türkiye'nin başarıları ve geleceğe yönelik hedefleriyle uzay topluluğunda önemli bir konumda bulunduğunu belirten Arrigo, "Ve artık 'Uzay Olimpiyatları' başladı.
7 bin 500'den fazla delege, yaklaşık 4 bin konuşmacı, 40 panel oturumu ve 250'den fazla katılımcı kuruluşla bizi gerçekten unutulmaz bir hafta bekliyor. Bu yıl IAC katılımcıları yalnızca olağanüstü bir kongreyi değil, aynı zamanda olağanüstü bir destinasyonu da deneyimleyecek; güzel Türkiye'yi ve Antalya'nın unutulmaz Akdeniz atmosferini.
Kongrenin sonunda birçoğunuzun Antalya'nın tadını çıkarmak, dinlenmek ve Akdeniz kıyısında biraz zaman geçirmek için fırsat bulacağını umuyorum" dedi.80'DEN
FAZLA ÜLKEDEN
600'Ü AŞKIN KURULUŞFederasyonun bu yıl 75'inci yılını kutladığını belirten Arrigo, birkaç ülkeden 10 üyeyle başlayan topluluğun, bugün 80'den fazla ülkeden 600'ü aşkın kuruluşu bir araya getirdiğini söyledi. Büyümenin daha büyük sorumlulukları beraberinde getirdiğini vurgulayan Arrigo, "Sadece büyümekle kalmadık. Daha güçlü, daha çeşitli ve birbirimize daha bağlı hale geldik.
Büyümemiz bizi daha ileriye gitmeye, daha büyük düşünmeye ve federasyonun misyonunun kapsamını genişletmeye yöneltiyor. Günümüzde uzay, her zamankinden daha etkili bir konuma sahip. Uzay, dünyanın dört bir yanındaki ülkelerin stratejik kalkınma planlarının ayrılmaz bir parçası haline geldi.
Siyasetçiler ve karar vericiler uzay alanındaki uzmanlarla bağlantı kurmak istiyor. IAF olarak bizim de bu bağlantıların kurulabileceği gerçekten tarafsız ve uluslararası bir platform sunma konusunda eşsiz bir rolümüz bulunuyor" diye konuştu.'DÜNYANIN
DAHA FAZLA UZAYA İHTİYACI VAR'TUA
Başkanı Yusuf Kıraç, köklü ve seçkin geçmişiyle IAC'nin küresel uzay topluluğunun en önemli buluşma noktalarından biri haline geldiğini söyledi. Uzayın, günlük yaşamın ve modern ekonominin ayrılmaz bir parçası haline geldiğini belirten Kıraç, "Haberleşme ve ulaşımdan güvenliğe, tarımdan eğitime ve afet yönetimine kadar giderek genişleyen pek çok alanda uzay tabanlı sistemlere güveniyoruz.
Ekonomik ve toplumsal ihtiyaçlarımız büyümeye devam ettikçe, uzayın sunduğu imkanların önemi de her geçen gün artmaktadır. Bu nedenle IAC 2026'nın 'Dünyanın Daha Fazla Uzaya İhtiyacı Var' sloganı yalnızca bir tema değildir. Bu ifade, içinde yaşadığımız çağın güçlü bir yansımasıdır.
Bugün, her zamankinden daha fazla; kalkınma, bilim, teknoloji ve insanlığın ortak geleceği için dünyanın daha fazla uzaya ihtiyacı var" ifadelerini kullandı.'UZAY EKONOMİSİ 600
MİLYAR DOLARI
AŞTI'Uzayın aynı zamanda büyük ekonomik ve teknolojik dönüşümlerin merkezinde yer aldığını kaydeden Kıraç, "Halihazırda yüz milyarlarca dolar büyüklüğe ulaşan küresel uzay ekonomisi hızla büyümeye devam etmektedir. Giderek daha fazla ülke, uzayı kalkınma hedeflerinin, teknoloji politikalarının ve uzun vadeli vizyonların önemli bir unsuru haline getirmektedir.
Bugün küresel uzay ekonomisinin büyüklüğü 600 milyar doları aşmış durumdadır. Önümüzdeki yıllarda hızlı büyümesini sürdürerek 1 trilyon dolar seviyesini aşması beklenmektedir. Bu durum, uzayın küresel ekonomi içindeki giderek artan önemini açıkça ortaya koymaktadır.
Aynı zamanda özel sektörün rolü ve ticari uzay ekonomisi de hızla büyümektedir. 2025 yılında gerçekleştirilen uydu fırlatmalarının yaklaşık yüzde 88'i özel sektör tarafından gerçekleştirilmiş, uzay teknolojilerine yönelik küresel özel sektör yatırımları da rekor seviyelere ulaşmıştır" dedi.UZAYA
ERİŞİMDE ULUSLARARASI İŞ BİRLİĞİ
VURGUSUBu büyümenin uzaya erişim alanında da açıkça görülebildiğini ifade eden Yusuf Kıraç, "Dünya genelindeki yörüngesel fırlatma sayısı, 2018 yılında 114 iken 2024 yılında 324'e yükselmiştir. Yalnızca 7 yıl içinde neredeyse üç katına çıkan bu rakam, uzaya erişime ve uzay tabanlı hizmetlere yönelik küresel talebin ne kadar hızlı arttığını göstermektedir.
Bu dönüşüm önemli fırsatlar sunarken, hepimize önemli sorumluluklar da yüklemektedir. Uzay faaliyetlerinin sürdürülebilir biçimde geliştirilmesi; kaynakların verimli kullanıldığı, bilgi ve kabiliyetlerin paylaşıldığı, uzayın barışçıl amaçlarla ve insanlığın ortak yararı için kullanıldığı güçlü bir uluslararası iş birliği kültürünü gerektirmektedir.
Karşılıklı güvene dayalı ortaklıklar kurmak artık yalnızca bir tercih değildir. Bunlar, uzayın geleceği açısından vazgeçilmez hale gelmiştir" diye konuştu.'1
YILLIK İHRACATI ARTIK
1
HAFTADA YAPIYORUZ'SAHA
İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Bayraktar, SAHA İstanbul'un üretim sahasını ve çalışma tezgahını temsil ettiğini belirterek, "Başka bir ifadeyle; mühendisleri, teknisyenleri, tedarikçileri ve girişimcileri temsil ediyor. Yaklaşık 20 yıl önce Türkiye, havacılık ve uzay teknolojilerinin alıcısı konumundaydı. Bugün ise üretici ve ihracatçı konumundayız.
2002 yılında savunma, havacılık ve uzay sektörlerindeki yerlilik oranımız yüzde 20 seviyesindeydi ve yıllık ihracatımız yaklaşık 250 milyon dolardı. Bugün yerlilik oranımız yüzde 80'in üzerine çıktı ve yıllık ihracatımız 11 milyar doları aştı. 2002 yılında 1 yıl boyunca yaptığımız ihracatı artık yalnızca 1 haftada gerçekleştiriyoruz" dedi.'TÜRKİYE,
KÜRESEL SİHA İHRACAT PAZARININ YÜZDE 65'İNİ
OLUŞTURUYOR'Yaklaşık 20 yıl önce bir grup genç mühendisin, küçük bir atölyede insansız hava araçları geliştirmeye başladığını anlatan Bayraktar, "Önlerinde hazır bir pazar, kurulmuş bir tedarik zinciri veya izleyebilecekleri bir yol haritası yoktu. Sahip oldukları şey; ülkelerine ve insanlarına olan bağlılıkları ile bu dönüşümü mümkün kılan güçlü bir çalışma yöntemiydi; Hızlı tasarla, erken uçur, her hatadan öğrenmeye devam et ve kritik bileşenlerini kendin üret.
Bu yöntem Türkiye'yi bugün dünya liderlerinden biri haline getirdi. Türkiye, küresel SİHA ihracat pazarının yüzde 65'ini oluşturuyor ve dünyanın 40'tan fazla ülkesine teknoloji ihraç ediyor" diye konuştu.'UZAYDA
TAM BAĞIMSIZLIĞA ULAŞMAYA
KARARLIYIZ'Son 10 yılda aynı çalışma kültürünü uzaya taşıdıklarını söyleyen Bayraktar, "Bunu tek bir şirketle değil, bütün bir sanayi ekosistemiyle gerçekleştirdik. Bugün yerli uydularımız TÜRKSAT 6A ve İMECE uzayda görev yapıyor. Türk Havacılık ve Uzay Sanayii ile ASELSAN'dan ROKETSAN'a; Fergani ve DeltaV gibi girişimlere kadar tüm ekosistemimiz olağanüstü bir hızla çalışıyor.
100 kilometrenin üzerine ulaşan sonda roketlerinden yerli hibrit itki sistemlerine ve yörünge transfer araçlarına kadar yeni kabiliyetler geliştiriyoruz. Haberleşme uydularımızdan 100'den fazla uydudan oluşması planlanan Türkiye merkezli konumlandırma uydu takımına kadar güçlü bir uzay altyapısı inşa ediyoruz. Haberleşmede, dünya gözleminde, navigasyonda ve yörüngeye erişimde tam bağımsızlık.
Kendi bağımsız navigasyon sistemimizi kurmaya ve uzayda tam bağımsızlığa ulaşmaya kararlıyız" dedi.BAKAN
KACIR: 2027'NİN İLK AYLARINDA AY'A GİTMEYİ
HEDEFLİYORUZSanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Türkiye'nin kendi uydularını geliştiren, üreten ve test eden, haberleşme uydusu üretebilen 11 ülkeden biri olduğunu söyledi. Yeni haberleşme ve yer gözlem uydularının çalışmalarına başladıklarını, alçak yörünge uydu projelerini hayata geçirdiklerini belirten Kacır, "İnsanlı ilk uzay misyonlarımızın ardından, Milli Uzay Programımızın en iddialı hedeflerinden biri olan Ay görevini hayata geçirmeye hazırlanıyoruz.
2027'nin ilk aylarında uzaya göndermeyi hedeflediğimiz, milli kabiliyetlerimizin eseri uzay aracımızla Ay yörüngesinde bilimsel araştırmalar gerçekleştirecek ve inşallah Ay'a erişeceğiz. Milli Uzay Programımızdaki hedefleri kalıcı teknolojik ve endüstriyel kabiliyetlere dönüştürecek güçlü bir uzay Ar-Ge ekosistemi oluşturmak üzere Ankara'da Uzay Teknoparkı kuruyoruz.
Türkiye'nin uzaya bağımsız erişimini güvence altına alacak, aynı zamanda dünyanın dört bir yanındaki ülkelere hizmet sunacak bir uzay limanını Somali'de inşa ediyoruz" dedi.UZAYDA
BARIŞ İÇİN ANTALYA
DEKLARASYONUUzay çalışmalarının barışçıl, sürdürülebilir ve tüm insanlığın ortak yararına yürütülmesini amaçladıklarını belirten Kacır, iklim değişikliği, doğal afetler, su kıtlığı ve gıda güvenliği gibi sorunlara uzay teknolojileriyle çözüm üretilebileceğini söyledi. Uzayın ülkeler arasında ortak sorumluluk ve iş birliği zemini oluşturduğunu kaydeden Kacır, "Uzayın barış ve iş birliği alanı olarak korunması ve sunduğu tüm imkanlardan tüm ülkelerin adil biçimde yararlanması için dün gerçekleştirdiğimiz 16'ncı Bakanlar ve Parlamenterler Toplantısı'nda Türkiye olarak Uzayda Barış İçin Antalya Deklarasyonu'na öncülük ettik.
Kongre tarihinde bir ilk olan ve şimdiden 21 ülkeden 32 bakan, parlamenter ve uzay kuruluşu temsilcisinin desteğini alan bu deklarasyon, uzayın geleceğini ortak sorumlulukla şekillendirme irademizin güçlü bir ifadesi. Beş gün boyunca kongremizde aynı anlayışla 100'ü aşkın ülkeden binlerce katılımcıyla uzay bilimi ve teknolojilerinin geleceğini tüm boyutlarıyla ele alacağız" diye konuştu.'674
BİLDİRİYLE EN GENİŞ BİLİMSEL KATILIM
TÜRKİYE'DEN'Uzay teknolojileri alanındaki 310 girişimde ve araştırma merkezlerinde 24 bini aşkın araştırmacının istihdamını desteklediklerini belirten Kacır, Milli Uzay Programı'yla uzay ve havacılık alanında 40 binden fazla bilim insanı, araştırmacı ve gencin yer aldığı projelere katkı sunduklarını söyledi. Kongrede girişimlerin ve TEKNOFEST şampiyonlarının projelerini dünya sahnesine taşıdıklarını anlatan Kacır, "9 Ekim'de düzenleyeceğimiz Halk Günü'nde kongremizin kapılarını milletimize açacak, özellikle çocukların ve gençlerin uzay bilimi ve teknolojileriyle buluşmasına imkan sağlayacağız.
Bu yıl kongreye ülkemizden 1810 akademik bildiri özeti gönderildi. Bu sayı aynı zamanda kongre tarihinde tek bir ülkeden yapılan en yüksek başvuru sayısı. Kabul edilen 674 bildiri ile Türkiye, kongrenin bilimsel ayağına en geniş katılım sağlayan ülke oldu.
Türkiye'nin kapıları, bizimle birlikte araştırmak, teknoloji geliştirmek ve üretmek isteyen herkese açık" dedi.Bakan Kacır'ın konuşmasının ardından 'Yerden Göğe, Gökten Yere' isimli gösteri sunuldu.

