ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Washington'un İran ile arasındaki ihtilafın diplomasi aracılığıyla giderilmesine açık olduğunu, ancak bu yöntemin sonuç vermemesi durumunda amaçlarına "askeri" yöntemlerle de ulaşabileceğini ifade etti. Rubio, Atlanta'nın ev sahipliğinde gerçekleştirilen G20 Dışişleri Bakanları Toplantısı kapsamında basın mensuplarının karşısına çıktı.
ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'a ilişkin sorunları askeri müdahalede bulunarak çözmeyi "tercih etmediğini" söyleyen Rubio, bu yönde bir isteği olsaydı bunu haftalar, hatta aylar öncesinde gerçekleştirebileceğini dile getirdi. Rubio, Trump'ın meseleyi diplomasiyle çözme yolunu seçtiğini belirterek Başkan'ın kamuoyuna iletmek istediği hususun, askeri müdahaleye ihtiyaç duyulması halinde ABD'nin bunu yapabilecek güç ve kabiliyete sahip olduğuna yönelik sarsılmaz güveni olduğunu söyledi; başarı için gerekli bütün imkanlara sahip olduklarını, buna rağmen sorunların barışçıl yöntemlerle çözülmesini tercih ettiklerini vurguladı.
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığının (CENTCOM) halihazırda Hürmüz Boğazı'ndan geçiş yapan ticaret gemilerini korumaya devam ettiğini aktaran Rubio, hemen hemen her gün veya gün aşırı bu ülkelere mal götüren ya da bu ülkelerden yük alarak ayrılan gemilere yönelen insansız hava araçlarını veya füzeleri düşürdüklerini, dolayısıyla söz konusu korumayı zaten sağladıklarını anlattı.
ABD Dışişleri Bakanı, İran'ın ortaya koyduğu tutumla, istediklerini elde edememeleri halinde yalnızca gemileri havaya uçurmakla yetinmeyip bölgenin tamamındaki komşularının enerji altyapısını da ortadan kaldıracakları mesajını verdiğini iddia etti. İran'ın nükleer silah edinmesinin bu tehdidi daha ileri bir boyuta taşıyacağını belirten Rubio, İran'ın kimyasal, biyolojik veya nükleer türde herhangi bir kitle imha silahına sahip olduğunun düşünülmesini isteyerek, böyle silahları ellerinde bulundurmaları durumunda komşularına hangi tehditleri yönelteceklerini sordu.
"İletişim hiçbir dönemde tümüyle kopmadı" ABD Dışişleri Bakanı Rubio, İran'la ateşkes müzakerelerine ilişkin mevcut bir takvim bulunup bulunmadığını bilmediğini, buna karşılık iki ülke arasındaki diyaloğun hiçbir dönemde bütünüyle sona ermediğini ifade etti. Rubio, kimi zaman doğrudan, çoğunlukla ise aracılar üzerinden etkin bir diyalog yürütüldüğünü söyleyerek Başkan'ın dünyanın herhangi bir bölgesindeki sorunlar karşısında benimsediği yaklaşımın, mümkün olduğu takdirde bunları diplomasi ve barışçıl yöntemlerle çözmek olduğunu belirtti.
Trump'ın dünyada barışçıl yöntemlerle giderilemeyecek meselelerin de var olduğunun bilincinde olduğunu söyleyen Rubio, imkanlar elverdiği ölçüde diplomatik çözümleri değerlendirmeye açık olduklarını vurguladı. Rubio, Tahran yönetimine ilişkin değerlendirmesinde İran'ı, Orta Doğu'da yaşanan bütün istikrarsızlıkların odağında bulunan bir ülke ve rejim olarak nitelendirdi.
İran'ın desteği olmaksızın Hizbullah ve Husiler gibi grupların var olamayacağını öne süren Rubio, Lübnan, Irak ve Yemen dahil ülkelerde yaşanan sorunlardan Tahran yönetimini sorumlu tuttu.



